CİDE’DE GEZİLECEK EN İYİ 10 YER

Cide’nin neresini gezebilirim?
1 Ağu

Cide’de Gezilecek En iyi 10 Yer

Cide’de gezilecek yerler denince aklımıza onlarca yer gelebilir. Daha önce hiç Cide’ye gitmemiş iseniz bu sayfayı sonuna kadar izlemenizi önerebilirim. Eğer gitmiş, akrabanızın evinde kös kös oturuyor, “Cide’nin neresini gezebilirim?” diyor iseniz en doğru sayfadasınız.

Liste oldukça kalabalıktır ve sizin için sürekli güncel tutmaya çalışacağız. Öncelikle Cide’yi tanımak için hakkında bir kaç tarihi bilgi vermek istiyorum.

Anadolu’nun çoğu yöresinde olduğu gibi Cide’nin tarihi de insanlık tarihi kadar eskidir. Homeros yaklaşık 2800 yıl önce yazdığı İlyada’da Cide’den şöyle söz eder. “Yüksek kültürlü Henetlerin yurdundan geçtik; Kiteros’tanAycelos’tan”.

Aycelos bugünkü Cide’dir. Kiteros’ta doğal bir liman olan ve günümüzde Gideros adıyla bilinen eski bir yerleşim merkezidir. Cide 1213 yılında Anadolu Selçukluların, 1460‘da Fatih Sultan Mehmet ‘in Kastamonu’yu almasıyla da Osmanlı İmparatorluğunun egemenliğine geçmiştir.

Cide, tarih boyunca ipek yolu üzerinde önemli bir liman olma özelliğini sürdürmüş, Osmanlı İmparatorluğu döneminde de “Karaağaç İskelesi “ adıyla Rus çarlığından getirilen tuzun dağıtım merkezi ve imparatorluğa mal sevk edilen bir liman olarak önem kazanmıştır. 1868 yılında ilçe olmuştur.

Nüfusu 2018 istatistiklerine göre 22.212 olan Cide, sürekli yükselen nüfusu ile dikkat çekmektedir.

Sadece Türkiye’nin 4 bir yanından değil de, Dünyanın her yerinden inanılmaz bir turist trafiği mevcut. Hatta Cide’nin güzelliğini görüp, vazgeçip memleketine dönmeyenleri de duydum.

 

Gideros Doğal Koyu

Gideros Koyu

Amasra istikametinden Cide’ye gelirken, Cide’ye 11 km. kala, yoldan sapıldığında, Gideros Kalesi ve koy’una ulaşılır.

Kestane, meşe, kayın, şimşir ve çam ağaçlarından oluşan, yemyeşil bir örtü ile çevrilmiş bir alan. Cide ile Kurucaşile burunları arasında, burnun arkasına saklanmış bir güzellik. Tarih boyunca, gemilere doğal liman olarak hizmet etmiş. Fırtına patladığında; denizciler buraya sığınmış. Şimdilerde ise turistlerin gözdesi.

İsim: Cenevizlilerden kalma.

Burada iki balıkçı lokantası ve yalnızca birkaç ev var. Bu balıkçı lokantalarının mudavimleri, salata ve balık yiyebilmek için, Ankara-İstanbul gibi yerlerden geliyorlar. Ancak buraya ulaşmak zor. Yollar virajlı, dar, rampalı. Ancak yine de, bu güzelliği mutlaka görmenizi öneriyorum.

Araçlar için park yeri var. Küçük bir de plajı var. Kumsaldan denize girebilirsiniz. Ayrıca arzu ederseniz tekne tutup, koyun dışına da açılabilirsiniz.

Rıfat Ilgaz Evi

Bu ev Rıfat Ilgaz’ın babasının doğup büyüdüğü ve kendisinin çocukluğunun geçtiği bir yer. Cide Belediyesi tarafından restore edilerek ziyarete açılmış. Evde, İstanbul’dan getirilen çalışma masası, kalemler, yatak, radyo, gözlük, takım elbise ve kitap gibi kişisel eşyalar sergileniyor.

Çoban Kalesi

Güble ve Gilivri arasında bulunur. Denizden 50-60 metre yükseklikte, tabii bir kayanın üzerinde yapılmıştır. Romalılar döneminde yapılmış ve Osmanlılar döneminde onarım görmüştür.

Timle Kalesi

Uğurlu (Timle) köyündedir. Deniz seviyesinden, 100 metre yükseklikte olan doğal bir tepe üzerine kurulmuştur. Kalenin yapılış amaçlarından birinin de önündeki sahilinden, gemilerle karaya çıkabilme imkanının bulunmasının kontrolüdür.

Bizans dönemine aittir. Osmanlılar tarafından bu kale, Osmanlı-Rus savaşında kullanılmıştır. Timle Kalesi, şu anda tahrip olmuş ve kalıntıları, restore edilmeyi bekliyor.

Gazallı Kalesi

Köseli köyünde, bir burun üzerine kurulmuştur. Bizans dönemine aittir.

Okçu Kalesi

Okçular köyünde bulunur. Batıdan doğuya doğru uzanan, doğal bir kayanın üzerine kurulmuştur. Kalenin tam olarak ne zaman yapıldığı bilinmemektedir.

Çayyaka Plajı

Karadeniz kıyıları, koy bakımından Ege ve Akdeniz kadar zengin değil. Ama özellikle Cide kıyılarında, irili-ufaklı, birbirinden güzel ve denize girmeye elverişli, pek çok koy var. Ancak bunların bir kısmına araba ile gitmek mümkün değil. Örneğin: Kazalı Altı Plajına gitmek isterseniz, ancak patikadan yürüyerek inebilirsiniz. Veya tekneyle ulaşmak mümkün. Plaj zaten, bu yüzden pek bozulmamış.

Bunun yanında, Karadeniz plajları doğal güzelliklerinin yanı sıra, alışılmamış manzaralar ve kaya yapıları gösteriyor. Tıpkı, Cide’nin doğusundaki, Çayyaka Plajında olduğu gibi. Yeşil renklerin hakim olduğu kayalar, değişik bir görünüm sunuyor. Plajın hemen karşısında ise, büyük kayalıklar yükseliyor.

Ilgarini Mağarası

Cide’ye 36 km. uzaklıkta, Sorkun yaylasındadır. Yaylaya kadar araçla gidip, daha sonra yaklaşık 2 saatlik bir yürüyüş ile bu mağaraya ulaşabilirsiniz. Yani yolculuk bayağı zahmetli. Tercih sizin.

Mağaranın tabii kemereli girişi var. Sonra mağara içeride, iki kola ayrılıyor. Girişte ki yıkıntıların Bizans döneminden kalma, köy yıkıntıları olduğu sanılıyor. Sağ taraftaki düz yolda, bir su sarnıcı var. Zamanla tahribata uğramış odaların bulunduğu bu bölüme avizeli salon deniyor.

Sol taraftaki bölüm ise: giriş seviyesine göre, 250 metre aşağıya inen bir yol takip ediyor. Bu haliyle, dünyanın, en derin 4. mağarası olduğu söyleniyor.

Virajlarla aşağıya inen yolun sonundaki  düzlükte: bir adet kilise ve 7 tane mezar kalıntısı var. Fakat bu kalıntılar, gerek zamanla ve gerekse define avcıları tarafından tahrip edilmiş. Bu seviyeden sonra, daha aşağılara inebilmek için, teknik malzemeler gerekiyor. Ulaşılabilen yere kadar mağaranın uzunluğu: 858 metre.

Valla Kanyonu

Cide – Pınarbaşı arasında, 12 km. boyunca uzanıyor. Yan duvarlarındaki sarp ve yüksek kayalar, yer yer: 800-1200 metreye kadar ulaşabiliyor. Bu kanyon Küre dağları içinde ki en büyük kanyon. Kanyonun teçhizatsız geçilmesi mümkün değil. Ancak kanyonun yanına araçla ulaşabilir ve yukarıdan seyredebilirsiniz.

Armutçayırı Yaylası

Armutluçayırı Yaylası, Cide’de mutlaka görülmesi gereken doğal alanlar arasında yer alıyor.

 

 

Yorum Yap